Ankilozan Spondilit Nedir? Belirtileri ve Tedavisi
Ankilozan Spondilit Tedavisi

Ankilozan Spondilit (AS) genellikle genç yaşlarda ortaya çıkan, esas olarak omurgayı, özellikle de omurganın son kısmı ile leğen kemikleri arasında bulunan eklemleri etkileyen iltihaplı bir romatizmadır. Burada kastedilen iltihap mikrobik bir iltihap değildir, romatizmal iltihap yani inflamasyon anlamında kullanılmaktadır. Ankilozan Spondilit (AS) sinsi ve çok ağır seyreden, önce bel kemiğinin hareketlerini sınırlayan bir süre sonra da tamamen yok eden kronik seyirli, yaşam boyun devam eden ve gerçek anlamda da tedavisi olmayan bir hastalıktır.
Ankilozan Spondilit (AS) bazen basit bir bel ağrısı ile bağlar, bazen boyun ağrısı ile bağlar ve yıllarca kronikleşmiş bir ağrı olarak devam eder. Bu yüzden tanısı geç konulabilir. Ankilozan Spondilit (AS) insan yaşam kalitesini ciddi şekilde olumsuz yönde etkileyen, tam bir tedavisi olmadığı için uzun süre devam eden, zor ve zahmetli bir hastalıktır.
Ankilozan Spondilit (AS) genelde erkeklerde daha sık görülür. özellikle başlangıcı 15-35 yaş arasıdır. Ama daha erken yada daha geç yaşlarda da ortaya çıktığı görülebilir.
Ankilozan Spondilit’in ilk belirtileri genel olarak bel ve sırt ağrılarıdır. Erken aşamada bu belirtiler pek önemsenmez ve geçiştirilir. Bunlar bazen basit kas ağrıları olarak düşünülür hatta bazen bel fıtığı gibi tanımlanabilir ve bel fıtığı tedavisi uygulandığı da görülebilir. Özellikle çekilen MR’larda bazı bel fıtığı belirtilerine benzer belirtilerde tespit edildiğinde çoğu zaman bu yönde tedavi uygulanır ve buda Ankilozan Spondilit teşhisini geciktirmektedir.
Ankilozan Spondilit’in bir diğer önemli belirtisi hareketlerin kısıtlanmasıdır. Örneğin öne eğilip elleri yere değdirme hareketi yapılamaz hale gelir. Bu durum bazı Ankilozan Spondilit harici durumlarda da görülebilir. Onun için buradaki hareket dizlerin bükülmeden yapıldığı eğilme hareketidir.
Ankilozan Spondilit’in ilerlemesi oldukça uzun bir süreçtir. Bu süreç içinde ortaya çıkan bir diğer belirti belde normalde oluşan çukurluğun azalması ve belin daha düz bir hal almasıdır. Sırt kısmında ise bir süre sonra kamburluk artmaktadır.
Ankilozan Spondilit sonucu boyun tutulmaları başladığında boyun hareketleri kısıtlanır ve bir takım hareketler ancak vücudun tümü döndürülerek yapılabilinir. Bel ile leğen kemikleri arasındaki eklemler tutulduğunda ise durum daha da dramatikleşir. Ankilozan Spondilit’in son aşamalarında kalça eklemleri de tutulur ve buna bağlı olarak kalça hareketleri giderek azalır hatta çok ileri olgularda kalça hareketleri tamamen kısıtlanabilir.
Ankilozan Spondilit (AS) Nedenleri
Ankilozan Spondilit’in nedenleri kesin olarak belirlenememiştir. Romatizmal hastalıklar sınıfında tanımlanan Ankilozan Spondilit’e neden olan herhangi bir genetik ya da çevresel faktör tanımlanmış değildir. Ankilozan Spondilit ile ilgili belirlenen veriler daha çok erkeklerde ortaya çıktığı, genellikle ilk belirtilerinin 25-45 yaş aralığında ortaya çıktığı ve ilk olarak sırt ve bel ağrıları ile başladığıdır. Ankilozan Spondilit vücutta giderek yaygınlaşıp omurgayı tamamen tutabilir. Ankilozan Spondilit başladığı yer ile ilişkili olarak yayılmasına göre omurga tutulumundan sonra omurga ile leğen kemiği arasındaki eklemi tutar. Buna bağlı olarak bütün vücutta şekil bozukluğuna neden olur. Ankilozan Spondilit son aşamalarında boyun eklemini de tutmakta ve buna bağlı olarak buyun hareketleri kısıtlanmaktadır. Bu aşamada kişiler buyun hareketi yapacaklarında tüm vücudu döndürerek hareket ederler. Ankilozan Spondilit son aşamalarında Akciğer kapasitelerini de etkilemekte ve azaltmaktadır. Buna bağlı olarak hastalar rahat derin nefes alıp veremezler. Ankilozan Spondilit’in kesin bir tedavisi olmasığı için uygulanacak tedavi yöntemleri oldukça sınırlıdır. Yinede erken tanı konması sonucu Ankilozan Spondilit’in neden olduğu bir takım şekil bozukluklarını önemli ölçüde geciktirmeye ve azaltmaya yönelik tedavi uygulanmaktadır.
Ankilozan Spondilit Teşhisi
Ankilozan Spondilit’in teşhisinde bazı özellikler vardır. Erken dönemde her ne yapılırsa yapılsın kesin Ankilozan Spondilit teşhisi koymak oldukça zordur. Günümüzde ileri tetkik yöntemleri, bir takım kan tahlilleri Ankilozan Spondilit teşhisi koymakta yardımcı olmaktadır. Eskiden çok spesifik bazı özel tetkikler yapılarak tanı konulmaya çalışılırdı. Ama yinede bunlar kesin tanı koymak için yeterli olmuyordu. Ancak ilerleyen olgularda tomografi ve MR gibi bir takım inceleme yöntemleri ile Ankilozan Spondilit teşhisi daha net olarak konulabilmektedir. Ama bunlar teşhis için yardımcı yöntemlerdir. Asıl önemli olan hekimin hastayı iyi bir şekilde dinlemesi, sistematik bir hasta muayenesi ve süreç içersinde Ankilozan Spondilit tablosunun net olarak ortaya konmasıdır.
Ankilozan Spondilit teşhisini zorlaştıran önemli noktalardan birisi de Ankilozan Spondilit’in diğer bazı hastalıklarla benzerlik göstermesi ve bu hastalıklar ile karıştırılabilmesidir. Mesela murgada oluşan bir takım enfeksiyonlar Ankilozan Spondilit benzeri belirtiler vermektedir. Yine bazen bel fıtığı gibi sık görülen hastalıklar ile karıştırılabilmekte ve Ankilozan Spondilit teşhisi konulması uzun yıllar gecikebilmektedir.
Ankilozan Spondilit Tedavisi
Erken evrelerde, özellikle hareket kapasitesini kaybetmemek için fizik tedavi yöntemleri ile düzenli ve sistematik egzersizler ile kısmen Ankilozan Spondilit tedavi edilebilir. Halk arasında tedavi denince herhangi bir hastalığın ilaç, iğne ya da cerrahi müdahale ile hastalığın tümden ortadan kaldırılması anlaşılmaktadır. Ankilozan Spondilit ise bu şekilde tümden tedavi edilebilen bir hastalık değildir. Ankilozan Spondilit’te teşhis konulduktan sonra, onun insan vücudunda yol açtığı problemlerin tedavisine yöneliktir yapılacak olan tedavi. Bu anlamda en önemli konu Akciğer kapasitesinin azalmasıdır. Akciğer kapasitesinin korunması için düzenli solunum egzersizleri yapılabilir. Bel kemiği ve devamında kalça eklemlerinde meydana gelecek hareket kısıtlılığını engellemek için egzersizler önerilir. Bu öneriler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı tarafından yapılmalıdır ve devamında uzman tarafından takibi yapılmalıdır. Bütün bu önleyici tedavilere rağmen sonuçta ciddi sıkıntılar ortaya çıkarsa bir takım cerrahi yöntemlere gerek duyulabilir. Bu noktada tedaviyi ortopedik cerrahlar üstlenir ve gerekli operasyon yapılır.