Anal fissür (makat çatlağı) nedir? Anal fissür tedavisi
Anal fissür tedavisi

Makatta gelişen çatlaklara anal fissür adı verilir ve genelde ağrılı bir hastalıktır., genelde kabızlık nedeniyle ortaya çıkan bir sorundur. Kişinin sertleşmiş ve kalınlaşmış büyük abdest yapması, tuvaletini yaparken aşırı ıkınması sonrasında oluşur. Nadiren, uzun süreli ve şiddetli ishal de fissüre yol açabilir.
Anal Fissür Neden oluşur?
Anal fissür gelişiminin ve aynı zamanda oluştuktan sonra iyileşmemesinin nedeni olarak gösterilen bir faktör de sfinkter adı verilen anal adalenin gerginliğidir. İnsanın dışkı ve gaz kaçırmama kontrolünü sağlayan iki adale mevcuttur. Bunlardan dış sfinkter bireyin kontrolündeki çizgili bir kas iken, iç sfinkter istemli kullanılamayan düz kas liflerinden oluşmuştur.
İç sfinkterin (internal anal sfinkter) sürekli gergin halde kalması ve gevşeyememesi spazma ve bölgesel kan beslenmesinin azalmasına yol açmaktadır.
Risk faktörleri nelerdir?
Bazı durumlar anal fissür gelişmesi olasılığını artırabilirler:
Bebek-Çocuk: Nedeni tam olarak açıklanamamakla birlikte, yaşamın il 1-2 yılında en az bir kez anal fissürden yakınma dönemi kaydedilen çocukların oranı çok yüksektir.
Yaşlılık: Muhtemelen anal bölgedeki kanlanmanın azalmasına bağlı olarak yaşlılarda fissür riskinin arttığını bildiren yayınlar mevcuttur.
Kabızlık: Sertleşmiş dışkı ve ıkınmanın fissüre neden olduğu bilinmektedir.
Doğum: Kadınlarda doğum sonrası fissür görülme sıklığı yükselmektedir (~%10).
Crohn hastalığı: Barsakların bu kronik iltihaplı hastalığında da fissür görülebilir.
Ne gibi belirtileri vardır?
Anal fissürde ana yakınma büyük abdest yaparken başlayan şiddetli ağrıdır. Ağrı dışında kanama da görülebilir. Fissüre bağlı kanama genelde hafif ve az miktardadır. Büyük abdest yaptıktan sonra taze kan damlamaları şeklinde değil, tuvalet kâğıdına sürüntü veya gaita üzerine bulaşma şeklinde kanama görülür.
Anal fissürü olan hastaların yakındığı diğer sıkıntılar makatta yanma ve kaşıntıdır. Uzun süreli fissürlerde hadiseye -bazen de topikal tedavide kullanılan ilaçların yardımıyla- dermatit (deri iltihabı) veya mantar hastalığı eklenmesi halinde bu iki yakınma çok daha şiddetli bir hal alabilir.
Anal Fissürü hangi hastalıklarla karıştırabilirim?
Bazı vakalarda fissür ile hemoroidin (basur) karıştırılabilmesi mümkündür. Anal fissür, hemoroide göre çok daha ağrılı bir hastalıktır. Birçok hasta duyacağı ağrının korkusuyla tuvaletini geciktirir. Bu ise dışkının daha da katılaşıp sertleşmesine yol açar. Nihayetinde büyük abdest yapılırken mevcut yırtık daha da genişler. Anal fissürün kendiliğinden iyileşmesini engelleyen en belirgin neden işte bu kısır döngüdür.
Diğer yandan, fissüre bağlı kanama, hemoroid nedeniyle gelişen kanamadan çok daha hafif ve az miktardadır. Genelde, büyük abdest yapıldıktan sonra taze kan damlamaları şeklinde değil, tuvalet kâğıdına sürüntü veya gaita üzerine bulaşma şeklinde kanama görülür.
Ağrı Kanama Anal fissür Şiddetli Hafif Hemoroid Hafif veya yok* Hafiften çok şiddetliye kadar *Tromboze hemoroid dışında. Bazen de fistül ile fissür karıştırılabilir. Fistülde ana belirti çamaşırı kirleten akıntıdır. Bu akıntı genelde kirli sarı-yeşilimsi ve kötü kokuludur. Zaman zaman kanlı akıntı izlenebilir.
Anal fissür tanısı nasıl konur?
Deneyimli bir hekim için anal fissür tanısı koymak pek zor değildir. Tanı gözle görülerek konur.
Hasta genelde secde pozisyonunda iken (diz-dirsek pozisyonu) hekim elleriyle kaba etleri iki yana doğru ayırarak anüsü gözler. Bazen hastadan ıkınması istenebilir. Fissür, makatta anüs deri hattında bir çatlak olarak görülür. Kronik fissürlerde, çatlağa ek olarak deriden oluşan bir pili ve çatlağa uyan bölgede anal papilla olmak üzere ek lezyonlar görülür. Buna tıp dilinde “fissür triadı” denmektedir. Fissürün artık kronikleştiğine işaret etmesi açısından önem taşıyabilir.
Çok ağrılı anal fissürlerde direkt muayene ile kesin tanı koymak güç olabilir. Bu durumda hafif anestezi altında, jinekolojik pozisyonda anoskop adı verilen bir alet yardımıyla tam bir muayene yapılmalıdır. Hasta ile daha önceden konuşulup onayının alınması ile aynı seansta tedaviyi de gerçekleştirmek mümkündür.
Anal fissür kendiliğinden iyileşir mi?
Anal fissürlerin çoğu kendiliğinden ya da basit tedbirlerle iyileşir. Bir kısmı ise kronikleşir. Cerrahi tedaviye işte bu kronik fissürlerde gerek duyulmaktadır.
Diğer bir deyişle, akut fissürlerin çoğu ilaç tedavisi ve basit uygulamalarla düzelir. Bu akut fissürler genelde kısa süreli dışkılama alışkanlığı değişikliğine bağlı oluştukları için fissüre yol açan neden de kısa süre etkili olup kaybolmuştur. Buna karşılık, kronik fissürler, yani 4-6 hafta içinde iyileşmeyen çatlaklar genelde uzun süreli dışkılama sorunlarına bağlıdır. Bunların tedavisi daha zordur ve sıklıkla ameliyat gerektirir.
Kronik fissürlerde önemli bir sorun çatlağın giderek derinleşerek sfinkter adı verilen adaleye ulaşmasıdır. Adalenin olaya katılması fazladan bir spazma yol açmakta ve çatlağın kendiliğinden kapanması çok daha zorlaşmaktadır.
Anal fissür neden kronikleşir?
Anal fissüre yol açan etkenin (en sık, kabızlık) süregelmesi fissürün kronikleşmesi için en önemli nedendir. Bölgesel kanlanmada azalma da fissürün iyileşmesini geciktirerek kronikleşmeye yol açabilir. Bazı yazarlar, fissürün zaten anüs kanlanmasının en sorunlu olduğu yerde baş gösterdiğini ileri sürmektedir. Bu teoriye bağlı olarak geliştirilen tedavi seçeneklerin etkili olması, savın doğruluğunu desteklemektedir.
Anal fissürün kanserleşmesi söz konusu değildir.
Dikkat: Bu ifadenin değer kazanması için kişinin hastalığının anal fissür olduğu hekim tarafından yapılacak muayene ile kanıtlanmış olmalıdır. Zira kalın barsak son kısım ve makat yerleşimli tümörler benzer yakınmalara neden olabilir.
Anal fissür nasıl tedavi edilir?
Anal fissür tedavisini cerrahi dışı, yenilikçi ve cerrahi olmak üzere 3 gruba ayırmak mümkündür.
Cerrahi dışı (ameliyatsız) tedavi
Cerrahi dışı tedavi yöntemler içinde bazı basit uygulama ve önlemler ile ilaçlar yer alır.
Öncelikle hastanın kabız kalmasının önlenmesi gerekir. Hastanın her gün düzenli olarak aynı saatte tuvalete gitme alışkanlığı geliştirmesi ve dışkılama hissi geldiğinde geciktirmemesi önemlidir. Dışkı yumuşatıcı ilaçlardan en azından başlangıçta yararlanılır. Sonrasında doğal yöntemlerin tercih edilmesi daha doğru olacaktır. Yani diyette düzenleme yapılır.
Bol su içilmesi ve liften zengin beslenme esastır. Bunun için diyette meyve, sebze ve özellikle bakliyat bulunmalıdır. Başta elma olmak üzere meyvelerin kabukları ile yenmesi gerekir. Günlük lif ihtiyacı olan 20-35 gram life denk beslenme, günde 3 kez birer çorba kaşığı kepek veya keten tohumunun diğer besinlere (süt, yoğurt, bal, reçel) katılması ile sağlanabilir.
Çok yararlı bir uygulama da ılık-sıcak oturma banyolarıdır. Günde birkaç kez 10-20 dakika süreyle yapılacak bu banyolar ağrının rahatlamasına ve anüs kaslarının gevşemesiyle fissürün iyileşmesine yol açarlar.
Düzenli egzersiz yapmak da barsak hareketlerinin düzenlenmesi ve kabızlıktan korunma için yararlıdır.
Ağrının çok şiddetli olduğu vakalarda lokal anestezik içeren merhemler de kısır döngüyü (ağrı-kabızlık) kırmak açısından yarar sağlayabilirler. Ancak, bu ilaçların iyileşmeyi geciktirebildiğine dair bildirimler de mevcuttur.
Bazı hekimler ise kortizonlu merhemlerle lokal enflamasyonu hafifletmeyi düşünebilirler. Özellikle A.B.D.’de bazı merkezlerde tercih edilen bu ilaçların da olumlu etkileri yanında olumsuzlukları da söz konusudur.
Akut fissürlerin %90’ı yukarıdaki önlemler ile iyileşmektedir. Altı haftalık tedavi ile iyileşmeyen fissürlerde diğer yöntemlerle şifa sağlamaya çalışmak uygundur.
Yenilikçi tedavi yöntemleri
Diğer amaçlarla yıllardır kullanılan bazı ilaçlar anal fissür tedavisinde de denenmektedir. Yüksek tansiyon hastalarında kullanılan nifedipine (Adalat) ve diltiazem (Diltizem) gibi maddeler ağız yoluyla alınabilir veya bir jel içinde fissür bölgesine sürülebilir. Tedavinin temeli bu ilaçların bölgede basınç azalması ve kanlanma artmasına yol açabilmesidir.
Anal fissürün makata nitrogliserinli ajanlar uygulanarak tedavisi de mümkündür. Burada da amaç, bölgesel damarların genişletilmesi ve anüs sfinkterinin (kasıcı adale) gevşetilmesi ile çatlağı iyileştirmektir. Bu yöntemle iyi sonuçlar alındığını bildiren yayınlar mevcuttur. Ancak tedavinin sonlandırılmasını takiben nüks görülebilmektedir.
Topikal nitrogliserin tedavisinde ilaç dozu düşük olmakla birlikte bağ ağrısı, tansiyon düşüklüğü ve göz kararması gibi yan etkiler gelişebilmektedir. Erektil disfonksiyon nedeniyle sildenafil (Viagra), tadalafil (Cialis) veya vardenafil (Levitra) kullanan erkek hastaların bu ilaçların alımını sonlandırdıktan en az 24 saat sonra tedaviye başlamaları gerekmektedir. Aksi takdirde tansiyonda aşırı düşme olabilmektedir.
Son zamanlarda kullanımı yayılan bir tedavi yöntemi de estetik uygulamalarla adını duyuran botokstur. Botoks, aslında bir bakteri tarafından üretilen bir tür felç edici zehir olarak düşünülebilir.
Tam adı Botilinum toksin tip A olan madde fissür çevresinden anal sfinktere enjekte edilir. Tek bir uygulama ile internal anal sfinkter yaklaşık 3 aylığına felç olur, yani kasılamaz. Böylece anüsteki spazm çözülür, gerginlik azalır ve iyileşme sağlanır. Bu tedavi sonrasında düşük oranda gaz ve sıvı dışkı kaçırma komplikasyonu kaydedilmiştir.
Cerrahi dışı yöntemlerin birden fazlasının birlikte kullanıldığı merkezler de vardır. Kombinasyon tedavisi ile tekli tedaviye göre daha iyi sonuçlar alınması ihtimali mevcuttur.
Anal Fissür Cerrahi tedavi
Cerrahi tedavi, anal fissür gelişiminin nedeni olarak kabul edilen etkenin ortadan kaldırılmasını amaçlar. Bu faktör sfinkter adı verilen anal adalenin gerginliğidir. İnsanın dışkı ve gaz kaçırmama kontrolünü sağlayan iki adale mevcuttur. Bunlardan dış sfinkter bireyin kontrolündeki çizgili bir kas iken, iç sfinkter istemli kullanılamayan düz kas liflerinden oluşmuştur. İç sfinkterin (internal anal sfinkter) sürekli gergin halde kalması ve gevşeyememesi spazma ve bölgesel kan beslenmesinin azalmasına yol açmaktadır.
Ameliyat lokal anestezi ve sedasyonla, maske anestezi ile ya da bunların kombinasyonu kullanılarak yapılabilir. Rejiyonel (spinal: belden uyuşturma ile) de ameliyat mümkündür. İşlem 10 dakika kadar sürer. Sadece 0,5-1 cm.lik bir kesi ve sadece bistüri ile yapılabilir. Bazı vakalarda fissür dokusu da çıkarılmaktadır.
Cerrahi tedavi en kalıcı ve bugün için etkinliği en yüksek bulunan seçenektir. Hasta 1-2 saat sonra evine dönebilir.
Ameliyat sonrasında ciddi bir ağrı olmaz. Çok düşük oranda gaz ve sıvı dışkı kaçırma komplikasyonu kaydedilmiştir.
Çok düşük komplikasyon olasılığı taşıyan “internal sfinterotomi” ameliyatının başarı şansı %90’ın üzerindedir. Yine de, nadiren iyileşmeme veya nüks görülebileceği hastaya anlatılmalıdır.
Tedavi sonrasında tam iyileşme ne zaman olur?
Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın tam iyileşme için 3 hafta süre tanımak gerekir. Bu dönem genelde ağrısız geçer. Fissürün çıkarılmadığı kadın hastaların iyileşme süresince bir miktar ağrı yakınması olabileceği görülmüştür.
Ameliyat sonrasında ne yapmalıyım?
Ameliyattan sonra fazlaca ağrı olması beklenmez. Pansumana bir miktar kanlı sızıntı olabilir. Bunlar günlük aktivitenizi engelleyici düzeyde olmayacaktır. Ameliyattan sonra en çok kabzı kalmamaya dikkat etmek gerekecektir.
Bunun için de diyetinizde düzenleme yapmalısınız. Bol su içiniz ve liften zengin besleniniz. Diyetinizde meyve, sebze ve özellikle bakliyat bulunmalıdır. Başta elma olmak üzere meyvelerin kabukları ile yemeniz gerekir. Günlük lif ihtiyacı olan 20-35 gram life denk beslenme, günde 3 kez birer çorba kaşığı kepek veya keten tohumunun diğer besinlere (süt, yoğurt, bal, reçel) katılması ile sağlanabilir.
Anal Fissür Makat Çatlağına Hangi Bölüm Doktor Bakar?
Anal fissür ve makat çatlağı için Genel cerrahi bölümü, bu problemin teşhis ve tedavisinde ilk gidilmesi gereken bölümdür.